Müslüman, Dinini Bilip Kendi Nefsinde Yaşamalıdır

Müslümanlara yapılan eziyet had safhaya varmıştı. Müşrikler birkaç müslümanı da şehit etmişti. Bu durum karşısında Peygamber Efendimiz, müslümanların güvenli bir yere hicret etmelerine müsade ederek Habeşistan’a gitmelerini tavsiye etti.

15 kişilik bir grup Habeşistan’a hicret etti. Habeşistan’a yerleşen müslümanlar dinlerini yaşama hususunda herhangi bir sorunla karşılaşmadı. 1 yıl sonra 80 kişilik bir kafile de Habeşistan’a hicret etti.

Kureyşliler telaşlanmaya başladı ve Habeşistan’da bulunan müslümanları geri alabilmek için bir heyeti Habeş Kralı Necaşi’ye gönderdi.

Necaşi, İslam Dini Hakkında Bilgi İstedi

Kureyş’ten gelen heyetin müslümanları geri alabilmek için söylediği gerekçeleri saçma bulan Necaşi, müslümanlara dönerek dinleri hakkında bilgi vermelerini istedi.

Hz. Cafer (İmam Ali’nin kardeşi) çok güzel bir konuşma yaptı. Ayrıca müslümanların Necaşi’ye neden secde etmediğini de güzelce açıklamıştı.

Hz. Cafer’in sözlerinden etkilenen Necaşi, Kuran dinlemek istediğini söyledi ve Hz. Cafer de Meryem Suresi’nin 29-33 ayetlerini okudu.

Okunan ayetler karşısında etkilenen Necaşi, Kureyşli elçilere dönerek müslümanları onlara teslim etmeyeceğini söyledi.

Cami ve Günbatımı

İslam’ı Tebliğ Eden Mümin Bu Dine Vakıf Olmalı

Hz. Cafer’in, Amr bin As (Kureyşli Elçi) ve Necaşi’ye (Habeş Kralı) karşı koymalarındaki müdafaa mantığı ve ileri sürdüğü deliller, onun İslam’a hakimiyetini gösteriyor. Eğer Hz. Cafer, İslam’a bu derce vakıf olmasaydı, onları ikna edemeyecekti ve Habeşistan’dan geri dönmek zorunda kalacaklardı. Ama durum böyle olmadı. O’nun İslam’ı ve Resulüllah’ı müdafası, geriye dönmelerini önledi.

İslam’ın ilme; özellikle dini anlamaya verdiği ehemmiyet çok yücedir. Bundan dolayı, bir müslüman; bilhassa İslam’ı tebliğ eden bir mümin, bu dine vakıf olacak ki hasmını ikna edebilsin.

Müslüman, Dinini Kendi Nefsinde Yaşamalı

Yine müslüman, dinini sadece bilmekle kalmayıp kendi nefsinde tam manasıyla yaşamalıdır ki, tebliğde başarılı olabilsin. Nitekim Hz. Cafer’in Meryem Suresi’ni derin bir aşk ve imanla, vecd (sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme) içinde okuması Necaşi’yi ağlatmıştır. Yani kralı asıl etkileyen Hz. Cafer’in ve oradaki müminlerin imanı, İslam’a olan bağlılıkları ve Allah’a duydukları aşk olmuştur. Her devrin tebliğci müslümanı, güçlükleri aşabilmek için kendini İslam’a verebilmeli, Allah’a böylesine teslim olabilmelidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık