Bir Kâfirin, Kendi İnsanını Kaybetmemek İçin Gösterdiği Fedakârlık

616 yılıydı. Tüm zulümlere rağmen İslamiyet yayılıyordu. Hz. Peygamber bir gün Safa tepesinde otururken Ebu Cehil yanına gelerek küfür ve hakaret etmeye başladı.

Bu sözleri duyan bir cariye; o sırada avdan dönmekte olan Hz. Peygamber’in amcası ve sütkardeşi Hz. Hamza’nın önünü keserek durumu anlattı ve “Bu zulmü görseydin, asla dayanamazdın” dedi. Bunu duyan Hz. Hamza sinirli bir şekilde doğru Kabe’ye, Ebu Cehil’in yanına gitti. Hz. Hamza kimden olursa olsun, nereden gelirse gelsin haksızlığa asla tahammülü olmayan bir insandı. Kureyş içerisinde de saygın bir insandı.

Sıcak Dağ Manzarası

Ebu Cehil’in yanına varır varmaz hiçbir şey sormaksızın, yayını kafasına indirerek onu yaraladı ve söyle dedi:

Benim kardeşimin oğluna sövüp, hatırını inciten sensin ha! Ben de artık O’nun dinindeyim. Gücün yetiyorsa, o yaptıklarını bana da yap da göreyim.

Yanındakiler, Hz. Hamza’nın üzerine saldırmaya teşebbüs ettiler. Fakat böyle bir şeyin nereye varacağını çok iyi bilen Ebu Cehil, alttan alarak şöyle dedi.

Dokunmayınız. Hamza’nın hakkı var. Zira ben onun kardeşinin oğlu hakkında fena sözler söyledim.

Ebu Cehil, Hz. Hamza’nın oradan ayrılmasından sonra ise şunları söyledi:

Aman ona ilişmeyin. Varıp hiddet ile Müslüman olur. Onunla Muhammedîler kuvvet bulur.

Kafirin Fedakarlığı

Bir kâfirin, kendi insanını kaybetmemek için, kafası yarılmış olmasına rağmen gururunu ayaklar altına alarak gösterdiği fedakârlık, bizler için hakikaten büyük bir ibrettir. Bizlerin, inanan kardeşlerimize karşı ne kadar alçakgönüllü, merhametli ve teşvik edici olmamız gerektiğini artık siz kıyas edin.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık