Uhud Savaşı Kısaca

Bedir savaşının sonuçları Mekkeliler için çok ağır olmuştu. Kureyş’in ileri gelenlerinin çoğu müslümanlar tarafından tarafından öldürülmüştü. Bedir savaşını kaybeden Mekkeliler ruhi bir çöküntü yaşıyordu. Kaybettikleri itibarlarını yeniden kazanmak ve savaşta ölenlerin intikamını almak için Kureyşliler Medine’ye saldırı kararı aldı. Bedir’in üzerinden bir yıl geçmeden Kureyş hazırlıklarını tamamladı.

Çölde Günbatımı

3000 Kişilik Müşrik Ordusu

Amr. b. As ve birkaç kişi Kenane ve Sakif kabilelerini orduya katmak işini üstlendiler. Neticede müşrik ordusu 3 bini aşkın askeriyle Hicret’in 3. senesinin Şevval ayında Medine’ye doğru ilerlemeye başladı.

700 Kişilik İslam Ordusu

Hz. Muhammed, bu durumu öğrenince hemen askeri bir şura oluşturdu. Peygamber efendimiz bu askeri şurada savaş taktikleri hakkında danıştı. Şuraya katılanların çoğunluğu, İslam ordusunun Medine’nin dışına çıkarak düşmanla harb etmesi gerektiğini savunuyordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, Cuma namazını kıldıktan sonra 1000 kişiyle beraber Medine’den çıktı. Sancağı Ali bin Ebu Talib’e (Hz. Ali) verdi. Bu arada meşhur münafık Abdullah bin Selül kendine uyan 300 kişiyle yarı yoldan geri döndü.

Okçular Tepesi

İslam ordusu, Uhud Dağı’nı çevirerek karargahını kurmuştu. Uhud Dağı’nın ortasında bir delik bulunuyordu. (Okçular Tepesi Devamı)

Sancak Mus’ab bin Umeyr’de

Kureyş’in sancağını Abduddaroğulları’ndan Talha b. Ebu Talha taşıyordu. Hz. Peygamber bunu öğrenince, sancağı Hz. Ali’den alıp Mus’ab bin Umeyr’e teslim etti. Çünkü Mus’ab, Abduddaroğulları’na mensuptü. Mus’ab şehit oluncaya kadar sancak o’nda kaldı. Mus’ab’dan sonra Hz. Peygamber sancağı Hz. Ali’ye verdi.

Hz. Ali Sahnede

Savaş için bütün hazırlıkların tamamlandığı sırada müşriklerin sancaktarı Talha b. Ebu Talha meydana geldi. Sesini yükselterek müslümanlara meydan okuyordu.

Hz. Ali ileri çıktı. Talha ve Hz. Ali karşı karşıya geldiler.

Resulüllah Efendimiz, kendisi için hazırlanan tahta oturmuş, savaş alanını izliyordu. Hz. Ali, Talya’ya bir darbe indirerek ayağını kesti. Hz. Ali onu öldürmek için harekete geçince Talha avret yerini açtı ve Allah ve akrabalık adına kendisini öldürmemesi için yalvardı. Hz. Ali onu bırakıp döndü. Resulüllah ve bütün müslümanlar sevinçlerini dile getirerek tekbir getirdiler.

Ardından kardeşi Osman b. Ebu Talha ileri çıkıp, müşriklerin sancağını aldı. Hamza bin Abdulmuttalib (Hz. Hamza) ileri çıktı ve bir kılıç darbesiyle onu öldürdü. Daha sonra kardeşleri Ebu Said müşriklerin sancağını aldı. Hz. Ali onu da öldürdü. Ardından Ertat b. Şurahbil sancağı aldı. Hz Ali onu da öldürdü. Böylece Abduddaroğulları’ndan dokuz kişi ard arda Hz. Ali veya Hz. Hamza’nın kılıcıyla öldürüldü.

İmam Cafer-i Sadık bu olayla ilgili şöyle buyuruyor:

Uhud Savaşı’nda şirk ordusunun bayraktarları dokuz kişiydi. Hepsi de Ali’nin güçlü elleriyle helak oldular.

Sancağı son olarak Abduddaroğulları’nın kölesi Savab aldı. Savab çok iri gövdeli ve güçlü biriydi. Hz. Ali onu da öldürdü. Müşriklerin sancağı savaş meydanının ortasına düştü. Kimse kaldırmaya cesaret edemiyordu.

Hz. Ali Rakibini İkiye Böldü

Şeyh Sadık’ın rivayetine göre Halife Ömer’in ölümünden sonra, halifeyi belirlemek için tayin edilen 6 kişilik şurada, Hz. Ali bu konumunu belirterek şöyle buyurmuştu:

… Allah aşkına söyleyin, içinizde benden başka Abduddar bayraklarından dokuz kişiyi öldüren biri daha var mıdır?

İmam Ali sözlerini şöyle sürdürdü:

… Bu kişi öldükten sonra pek büyük gövdesi olan Sevab adındaki köleleri savaş alanına girerek ağzından köpük saçıp, gözleri kan çanağına dönmüş bir halde ‘efendilerimin intikamı için Muhammed’den başkasını öldürmem’ diye haykırırken sizler (korkudan) hemen çekilmediniz mi? Ama ben onunla savaştım, karşılıklı vuruştuk ve ona öyle bir darbe indirdim ki belinden ikiye ayrıldı…

Şura üyeleri Hz. Ali’nin sözlerini doğruladılar.

Savaşın Seyri Değişti

Uhud’da, Hz. Peygamberin emrine itaat etmeyen Abdullah bin Cubeyr komutasındaki okçuların bu davranışı adeta savaşın gidişini tersine çevirdi. (Okçuların Yerlerini Terk Etmesi Devamı)

Mus’ab bin Ümeyr şehil edildi. Yüzü örtülü olduğu için, o’nun Resulüllah olduğunu zannettiler ve “Muhammed öldürüldü” feryatları duyulmaya başlandı. Saflar iyice dağıldı ve Peygamber Efendimizin amcası Hz. Hamza da şehit oldu.

Hz. Ali’nin Fedakarlıkları

Hz. Ali bir konuşmasında Uhud’daki fedakarlıklarını şöyle anlatıyor:

Kureyş ordusu, tıpkı bir sel gibi bize hücum ettiler. Ensar ve Muhacirler evlerinin olunu tutarken, ben bedenimdeki yetmiş yara ile Hz. Peygamber’i müdafaa ediyordum.

Hz. Ali, sonra abasını açtı ve elini Uhud Savaşı’nda aldığı yaraların izlerinin üzerine sürdü.

Hisal-i Saduk’un naklettiğine göre Hz. Ali, Hz. Peygamberi korumaya çalışırken, kılıcı kırılmıştı. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Zülfikar adlı kılıcını Hz. Ali’ye bağışladı ki, Hz. Ali cihada devam edebilsin.

Hz. Ali, Hz. Peygamber’i korumak için savaşıyor, diğer yandan Hz. Peygamber’in yüzüne ve başına bulaşan kanları yıkaması için deri kalkanıyla Allah Resulü’ne su taşıyordu.

Savaş Bitti

İslam ordusu güç kaybetti ve geri çekildi. Mekke ordusu da kesin bir üstünlük elde edemeyip geri döndü.

Savaş meydanından ayrılan Ebu Süfyan ve yanındakileri takip etmesi için Hz. Peygamber, Hz. Ali’yi göndermiş ve şöyle buyurmuştu:

Onları takip et, bak ne yapıyorlar. Eğer atları yanlarına alıp, develere binmişlerse bil ki Mekke’ye gitme niyetindeler. Şayet atlara binmiş, develeri yanlarında sürüyorlarsa, Medin’ye gelme niyetindeler.

Hz. Ali şöyle diyor:

Onları takip ettim. Baktım ki atları yanlarına almışlar, develere binmişler, o zaman anladım ki Mekke’ye gitmek niyetindeler.

Uhud Savaşı Kısaca Konusuna Ait Etiketler

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık