Hz. Hüseyin Kısaca Kimdir

Hz. Hüseyin, Hz. Ali ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) kızı Hz. Fatıma’nın ikinci evladıdır. Hz. Hüseyin efendimiz, Ehl-i Beyt’tir.

Şehitlerin efendisi olan Hz. Hüseyin (a.s.) ahlaken doruk noktada bir mü’mindir.

Hz. Hüseyin Arapça Yazılışı

Doğumu

Hz. Hüseyin’in dünyaya geleceği annesi Hz. Fatıma’ya Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından müjdelenmiş ve İmam Hüseyin’in ismini bizzat Cenab-ı Hak koymuştur.

Meryem oğlu İsa’dan ve Hz. Hüseyin’den başka ana rahminde altı ay kalarak dünyaya gelen olmamıştır.

Doğduğunda Süt Emmemiştir

Hz. Hüseyin (a.s.), doğduktan sonra annesi Hz. Fatıma’nın sütünü içmediği gibi diğer bayanlarında da sütünü içmemiştir. Süt emmek yerine Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) parmağını emerdi. Resûlullah’ın (s.a.v.) yanına getirilir ve Peygamber Efendimiz (s.a.v) başparmağını ağzına koyar ve Hz. Hüseyin (a.s.) da kendisini üç gün boyunca tok tutacak kadar emerdi.

Melekler Şehit Düşeceğini Haber Verdi

Hz. Hüseyin’in (a.s.) dünyaya gelişinden bir sene sonra on iki melek Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) nâzil olup şöyle dediler:

Kabil’in Habil’in başına getirdiği şeyin aynısı oğlun Hüseyin’in başına gelecek; Habil’e verilen sevabın aynısı Hüseyin’e verilecek.

Devamla şöyle dediler:

Kabil’e verilen azabın aynısı da Hüseyin’in katiline verilecektir.

Gökteki bütün melekler Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) nâzil olarak başsağlığı diliyorlar, Hüseyin’in (a.s.) şehit düşeceği toprağı Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) gösteriyorlardı.

Resûlullah (s.a.v.) da şöyle dua ediyordu:

Allah’ım, Hüseyin’e yardımda bulunmayanları zelil et! O’nu öldürenleri öldür ve onları da dilediklerinden mahrum kıl!

Hz. Peygamber’e Olan Benzerliği

Cennet gençlerinin efendisi olan Hz. Hüseyin’in Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) olan benzerliği konusunda Hz. Ali (a.s.) der ki:

Hasan (a.s.) Resûlullah’a (s.a.v.) göğsünden başına kadar olan kısmında, Hüseyin de (a.s.) bundan aşağı olan kısmında çok benzerdi. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.1, s.108; Tırmizi, Sünen, c.5, s.660)

Ümmet İçindeki Önemini

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Hüseyin’in ümmet içindeki önemini pek çok hadisle müjdelemiştir.

Selman-ı Farisi şöyle anlatıyor:

Allah Resûlü’nün (s.a.v.) Hüseyin’i (a.s.) dizlerinin üzerine oturttuğunu gördüm, onu öpüyor ve şöyle buyuruyordu: Sen büyüksün, büyük birinin oğlusun ve büyük insanların babasısın. Sen İmam’sın ve bir İmam’ın oğlu ve İmamların babasısın. Sen Allah’ın hüccetisin ve Allah’ın hüccetinin oğlu ve Allah’ın hüccetlerinin babasısın ki, bunlar dokuz kişidir ve onların sonuncusu, onların Kaim’i (İmam-ı Zaman) olacaktır. (Maktel-i Harezmi, c.1, s.146).

Çocukluk Döneminde Hz. Peygamber’in Yanından Ayrılmamıştır

Ehl-i Beyt’in iki değerli mensubu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, çocukluk dönemlerinde Hz. Peygamber’in yanından ayrılmamıştır.

Ebu Hureyre naklediyor:

Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte yatsı namazını kılıyorduk. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) de sırtının üstüne atlıyorlardı. Resûlullah (s.a.v.) başını secdeden kaldırınca onları yavaşça sırtından indiriyordu. Secdeye bir daha varınca, Hasan ve Hüseyin yine sırtına biniyorlardı. Nihayet namazı bitirince onları dizleri üzerine aldı. Ben de kalkıp, ‘Ya Resûlallah (s.a.v.)! Onları annelerine götüreyim mi?’ dedim.

O sırada bir şimşek çaktı ve ortalık aydınlandı. Resûlullah (s.a.v.) torunlarına, ‘Haydi annenize gidin’ dedi.”

Ebu Hureyre diyor ki: “Çocuklar annelerinin yanına varıncaya kadar şimşeğin aydınlığı devam etti.” (Heysemi, c.9, s.181).

Büyük Bir Alimdi

Muhammed b. Hanefiye, Hz. Hüseyin’i şöyle anlatır:

Hüseyin (a.s.) bizim en âlimimiz, içimizde en halim (ağır başlı) olanımız ve akrabalık olarak Resûlullah’a (s.a.v.) en yakın olanımızdır. O dinde derin kavrayış sahibi (fakih) bir İmam’dı. (Biharu’l-Envar, c.10, s.140)

Günde 1000 Rekat Namaz Kılardı

İmam Hüseyin, günde bin rekât namaz kılardı.

İmam Zeynelabidin’e sordular:

Baban İmam Hüseyin’in (a.s.) evladı neden azdır?

İmam Zeynelabidin şöyle cevap verdi:

Ben nasıl doğduğuma şaşıyorum çünkü babam İmam Hüseyin (a.s.), her bir gece ve gündüzde bin rekât namaz kılardı.

İmam Hüseyin cömertlikte, takvada, ilimde, ibadette, şecaatte doruk noktada bir örnektir.

Yorumlar

  1. neşat taşpınar diyor ki:

    onu anlatmak vasf etmek benim haddim değildir onu ona en yakın rabbim ve onun elçisi hazreti peygamber efendimiz vasfederler bizler onu çok çok seviyoruz rabbim şafatına bizleri dahil eylesin amin.

Yorum Yaz

Yukarı Çık