Hayber Savaşı Kısaca

Hayber şehri, Şam ve Medine yolu üzerinde Medine’nin 151 km kuzeyinde Yahudilerin yaşadığı bir şehirdir. İbranice’de (Yahudi dili) Hayber, kale anlamına gelen bir kelimedir.

Fitnenin Merkezi Hayber

Fitnenin merkezi olan Hayber, yahudilerin en güçlü karargahlarından biriydi. Müslümanlara savaş açan Mekkeli müşrikleri en çok destekleyenler Hayberli yahudilerdi. Ayrıca Hayber Kalesi, güçlü savunma teçhizatları ile çok iyi savunulan bir kaleydi.

Bu sebeple Hz. Peygamber, 628 yılında fethi imkansız denilen Hayber Kalesi’ni kuşatmak üzere 1600 kişilik bir orduyla Medine’den yola çıktı. Sancak Hz. Ali’nin elindeydi. Sabah uyandıklarında İslam ordusunu karşısında gören Hayber halkı hemen Hayber Kalesi’ne saklandı.

Hz. Ali’nin Gözleri Hasta

Savaş esnasında gözlerinden rahatsızlanan Hz. Ali, savaşamayacak duruma geldi ve cephenin gerisinde askerlere ekmek yapmaya başladı.

Hayber Fethedilemiyor

Kalenin etrafında şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Savaş 20 gündür sürüyordu ancak hala bütün kaleler alınamamıştı. Bunlardan en büyüğü olan Kamus Kalesi ısrarla direniyordu.

Ebubekir ve Ömer Başarısız Oldu

Resulüllah şiddetli bir baş ağrısına yakalandığı için, orduya bizzat komuta edemiyor, sancağı her gün birine verip, kaleyi fethetmekle görevlendiriyordu. Ama her biri sonuç alamadan dönüyordu.

Hz. Peygamber, sancağı Ebu Bekir’e vererek onu kalelerin üzerine gönderdi. Ebu Bekir fethi gerçekleştiremeden geri döndü.

Daha sonra Hz. Muhammed sancağı Ömer’e verdi. Ancak o da başarısız oldu. Ömer ve ordusu birbirlerini korkaklıkla suçluyorlardı.

Sancak Hz. Ali’ye Veriliyor

Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

Yarın sancağı öyle birine vereceğim ki, O Allah ve Resulü’nü sever, Allah ve Resulü de O’nu sever. Döne Döne vuruşur, asla düşmana sırt çevirip kaçmaz. Allah O’nun önünü açar. Cebrail sağında, Mikail de solunda olur.

Gün ağarınca Resulullah çadırından çıktı sancağı istedi. Herkes heyecanla bekliyordu. Hz. Muhammed, sahabeye Hz. Ali’yi sordu. Fakat Hz. Ali’nin gözleri ağrıdığı için meydanda bulunmadığını, askerlere ekmek hazırladığını söylediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Ali’nin getirilmesini emretti. Daha sonra ağzının suyunu Hz. Ali’nin gözlerine sürüp iyileştirdi ve şöyle buyurdu:

Allah’ım! Sıcakta ve soğukta O’na yardımcı ol.

Sonra demir zırhını Hz. Ali’ye giydirdi. Kendi kılıcı Zülfikar’ı beline bağladı. Sancağı eline vererek kaleye doğru gönderdi.

Hz. Ali Merhabı İkiye Bölüyor

Ali İsminden Korkan Yahudiler

Yahudilerin kitabında Hz. Ali’nin (İlya)  kendilerini mağlup edeceği bildirilmişti. Bu yüzden Hz. Ali’nin savaş meydanına inmesi yahudilerin kalplerine korku salmıştı.

Hz. Ali sancağı kalenin yakınında bulunan taş yığınının ortasına dikti. O esnada kalede bulunan bir yahudi Hz. Ali’yi fark etti. Hz. Ali’ye kim olduğunu soran yahudi “Ben Ali bin Ebu Talib’im” cevabını alınca arkadaşlarına şöyle dedi:

Musa’ya indirilene and olsun ki yenildiniz.

Haris ve Merhab

Yahudiler Hz. Ali’nin karşısına ilk olarak liderleri Merhab’ın kardeşi Haris’i gönderdiler. Şiddetli bir çatışmanın sonunda Ali, Haris’i öldürdü. Bunun üzerine Merhab çift başlık, çift kılıçla ve üzerine iki zırh giyinmiş halde savaş meydanına indi. Müslümanlara hakaret ederek başladığı sözünü Hz. Ali keserek, kendini ormanlardan kükreyerek gelen aslan (Haydar-ı Kerrar) olarak tanıttı, Merhab’a korku salarak Zülfikar’ı kaldırdı ve yahudilerin liderini başından ikiye ayırdı.

Hz. Ali Kale Kapısını Eliyle Açıyor

Merhab’ın halini gören yahudiler, korkularından kalenin arkasına saklandılar ve kapıları kilitlediler. İmam Ali kalenin kapısını elleriyle kaldırdı ve hendeğin üzerine köprü olarak serdi. Hz. Peygamber’in ordusu yere serilen bu köprü üzerinden kaleye girerek Hayber’i fethetti.

Yorumlar

  1. selim samet diyor ki:

    allah ondan razı olsun bizleride onun yoluna nail etsin.
    siz değrli kardeşlerime bu kıssayı paylaştığınız için teşekkür ederim

Yorum Yaz

Yukarı Çık